Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'deki temasları çerçevesinde Siyaset, Ekonomi ve Güvenlik Konularında Çalışmalar ve Stratejik Analizler yapan Düşünce Kuruluşu CSIS'de bir konuşma yaptı.
Davutoğlu,CSIS'deki konuşmasında Avrupa'daki krize de değindi.Davutoğlu,''Batı’ya baktığımızda Yunanistan’dan İspanya’ya kadar bir ekonomik kriz bölgesi görüyoruz. Avrupa ve Avrupa Birliği'nin geleceğine dair endişeler hâkim. AB’ye girmek isteyen Türkiye, Avrupa’da ve Avrupa ekonomisinde her olan biteni kendi geleceği için takip ediyor'' dedi. ABHaber, Davutoğlu'nun CSIS'deki konuşmasını yayımlıyor:
AHMET DAVUTOĞLU:
Bugünlerde Türkiye çevresinde büyük bir global ekonomik kriz ve siyasi kriz yaşanıyor. Dünya sisteminde değişikliklere gidilmediği, yeni normlar getirilmediği, mevcut uluslararası kuruluşlarda reforma gidilmediği için son yirmi yılda üç büyük deprem yaşadık.
Deprem mevcut düzenin değişmesi anlamına gelir. Deprem zamanı oyuncuların genel tutumları da değişir. Günümüzde oyuncuların nasıl davranacağını kestirmek gerçekten çok zor.
İlki 1991’de Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle yaşanan jeopolitik deprem. Bu depremin en temel sloganı özgürlük ve demokrasiydi. Doğu Avrupa 10 yıl süresince demokrasiye geçiş dönemi yaşadı. O zaman Türkiye, soğuk savaşın kazananları arasında yer alıyordu. Ama dürüst olmak gerekirse Türkiye bu durumdan çok kazançlı çıkmadı. Çok fazla zorlukla karşılaştık. Bosna, Kosova’da yeni sorumluluklar almak zorunda kaldık. Çevremizdeki güvenlik tehditlerinden ötürü Türkiye’nin siyaseti bu ilk deprem süresince güvenlik ağırlıklıydı.
2001’de ikinci depremi gördük. 11 Eylül olayı yüzünden dünyada güvenlik kavramı değişti. Özgürlük odaklı bir sistemden güvenlik merkezli bir yaklaşıma geçildi. 2001-2011 arası 10 yılda -ki bu Türkiye’de hükûmetimizin iktidarda olduğu dönemdir- farklı bir tutuma girdik. Ülkemizde güvenlik öncelikli değil, özgürlük ve demokrasi odaklı bir sistem uygulamak istedik. Türkiye’nin iç ve dış politikasında yeni öncelikler belirlemek istedik. İç politikada önceliğimiz demokratikleşmeydi. Meşru ve demokratik bir devlet olabilmek için güvenlik ve özgürlük arasında dengeli bir yaklaşımınız olmak zorundadır. Dış politikamız da hâlâ bu doğrultudadır. Bölgemizdeki rejimler bugünlerde bu sorunu yaşıyor. Hepsinin önceliği güvenlik. Halka özgürlük için beklemelerini söylüyorlar.
Dış politikadaki ikinci prensibimiz ise “komşularla sıfır sorun” politikası. Bugün halkımıza soracak olduğunuzda komşularımızın hiçbirinden korkmadıklarını görürsünüz. Türkiye’de bugün zihniyetin değişmesi bu politikanın başarısıdır. Bugün herkes komşularımızla maksimum entegrasyonun sağlanması gerektiğine inanmaktadır. Bugün Suriye ile sorunlarımız var gibi görünüyor ama asıl sorun yönetimledir. İleride Suriyelilerin bizzat kendi özgür seçimleriyle kuracağı yeni Suriye ile mükemmel ilişkilerimiz olacak.
haberin devamı için tıklayın!

.jpg)














Paylaş








.jpg)




